Rengar...
Bu bıdık şu an 8 yaşında. Abim bulduğunda 5 aylıktı. Abimin karşısına çıktığında tam olarak “Beni eve götüreceksin köle.” diye durmuş önünde. Söylediğine göre bakışlarını abimden ayırmamış. Bir anda önüne çıkmış eve giderken. O küçücük hâliyle oturmuş karşısında. Abim sağa kaymış, o da sağa kaymış. Abim sola kaymış, aynısını yapmış. Abim de seçildiğini düşünerek almış, kendi evine götürmüş.
Fakat tam olarak istediği gibi bakamadığı için bana verdi. İyi ki de verdi.
Küçükken çok ürkek olmasına rağmen kuralları vardı. İstediği zaman sevdirir, istediği yere yatar. Kaldırırsan kavga çıkarır. Tuvaletini temizlemezsen büyük tuvaletini yatağın tam ortasına yapar. Temizlemek zorundasın, rahatını bozamazsın haspamın.
Vahşi bir kedi olduğunu unutmaman gerekir, sen unutsan da Rengar unutturmuyor. Oyun oynayacaksan, ısırılma ve dişlenmeyi göze almak zorundasın. O yorulana kadar oynayacaksın, yoksa seni avlıyor ve asla rahat bırakmıyor. Bu vahşiliğe rağmen oldukça uslu bir kedi. Şaşırıyorum bazen.
Benimle beraber İstanbul'a taşındı. 11 saatlik yolculukta bir kere sesini çıkardığını hatırlamıyorum. Boş evin odasına koyduğumda anında odayı koklamaya başladı ve alıştı.
En sevdiği şey berjerde yatmak. Evdeki tek berjerim şu an ona ait. Üstüne ben ya da başka biri oturduğu anda geliyor ve rahatsız ediyor. Pumaların kendi alanını korumak için iki patisiyle öne atlayıp korkutması gibi, yapmadığı kalıyor sadece.
Kışın, yaz aylarına göre evde yatak kavgası fazlaca oluyor. Çünkü Rengar, ben yan tarafa doğru yatarken hemen göbeğimin yanına, battaniyenin altında yatmayı seviyor. Eğer çok hareket edersen ya da diğer bıdıklar gelmeye kalkarsa kavga çıkarıyor. O yüzden bunu da sevdiği şeyler arasına ekleyebilirim. Kaostan hoşlanıyor.
Bir başka sevdiği şey ise balkon ve güneş. Bayılıyor bu ikiliye.
İki tane de kardeşi var. Kardeşleri kendi alanına saygı gösterdiği zaman asla onlarla kavga etmiyor. Diyelim ki alanını işgal ettiler... Gelin curcunaya.
Bir evde kedi olması, evin neşesi demektir benim için. Çünkü küçüklüğümden beri evde bir dört ayaklı var. Olmadığı zaman boş geliyor evin içi.
Eve misafir geldiğinde ilk sevmeye çalıştığı dört ayaklı Rengar oluyor ama maalesef Rengar kendini kimseye sevdirmiyor. Sizin için üzücü gençler çünkü ben evirip çevirip mıncıklayabiliyorum. 😌
Bazen bir gün hayatımdan gideceğini düşündüğüm an, boğazımda kendinden oluşan bir yumru oturuyor.
Keşke daha çok vakitleri olsa. Beraber yaşlansak.
Ömrünün sonuna kadar sana bakmak, seninle vakit geçirmek en sevdiğim şey olarak kalacak.
Her kedi sahibine, her **“anne”**ye göre kendi yavrusu dünyanın en tatlı, en karakteristik yavrusudur, bilirsiniz. Benimkiler de öyle.
Mini savaşçım benim.